İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat
Dervişoğlu, konuşmasında devletin temel unsurlarının adalet, Anayasa ve millî egemenlik olduğunu belirterek, iktidarın sahip olduğu yetkiyi kullanma biçimini eleştirdi. “Devlet, bir binaya benzer. O binanın harcı adalet, kolonları Anayasa, çatısı ise millî egemenliktir.” ifadelerini kullanan Dervişoğlu, iktidarın yetkisini “devleti içten içe çürüten bir tadilat ruhsatı gibi” kullandığını savundu.
Söz konusu kanun teklifinin hazırlanma ve Meclis’e sunulma sürecini de eleştiren Dervişoğlu, “Meclis, sürecin başındaki gibi, sadece bir tescil makamına indirgenmiştir.” dedi.
Silahlı örgütlerin sona erdirilmesi süreçlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, uluslararası literatürde “DDR” olarak bilinen “silahsızlanma, dağılma ve entegrasyon” sıralamasına işaret etti.
Dervişoğlu, terör örgütü PKK’nın farklı ülkelerdeki yapılanmalarına ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. PKK’nın Suriye yapılanması ile İran’daki PJAK yapılanmasına dikkat çeken Dervişoğlu, “PKK silah bırakmıyor, yöntem değiştiriyor.” iddiasında bulundu.
Dervişoğlu, “Terör bitmiyor. Bir yerde yine silahlandırılıyor; bir yerde devletleşiyor; bir yerde de silahla yapamadığını, siyasetle yapmak üzere meşrulaştırılıyor.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Kürt vatandaşlara ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, Kürt vatandaşlarla PKK’nın aynı çerçevede değerlendirilmesine karşı olduğunu belirtti.
Dervişoğlu, bölgesel sorunlara ilişkin çözümün ekonomik ve sosyal politikalarla sağlanabileceğini savunarak, “Çözüm işte ve ekmektedir. Çözüm eğitimdedir. Çözüm düşmanlıkta değil, kardeşliktedir. Çözüm tarlalardaki berekettedir. Fabrikaların bacalarındadır, istihdamdadır.” dedi.
Kanun teklifinde Anayasa’nın 5’inci maddesine yapılan atıfa ilişkin de eleştirilerde bulunan Dervişoğlu, metinde “Türk milleti” ifadesinin yerine yalnızca “millet” ifadesinin kullanılmasını eleştirdi.
Dervişoğlu, “İşin özü, bu yasayla, Cumhurbaşkanı’na bir de BAŞKADILIK makamı bahşediliyor.” ifadelerini kullandı.
Kanun teklifinin Cumhurbaşkanı’na sorumluluk yüklemeden geniş yetki sağlayacağını ileri süren Dervişoğlu, “Bu yasa teklifinde örtülü bir amaç daha var. O da Sayın Erdoğan’ı tam yetkili ama aynı zamanda, tam sorumsuz kılmak.” dedi.
Terör mağdurlarının haklarının da düzenlemede yeterince gözetilmediğini savunan Dervişoğlu, “Şehitlerimizin hatırası, gazilerimizin hukuku, terör mağdurlarının adalet beklentisi, bu kanunun neresindedir?” diye sordu.
Dervişoğlu, milletvekillerinin Anayasa üzerine ettikleri yemine dikkat çekerek, kanun teklifine destek verecek milletvekillerine yönelik eleştirilerde bulundu.
“Bu teklife ‘evet’ mi diyeceksiniz?” diye soran Dervişoğlu, “Biz, HAYIR diyeceğiz. Tarihin doğru yerinde duracağız. Milletimizin huzurunda, namusumuz ve şerefimiz üzerine ettiğimiz yeminimize sadık kalacağız.” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının son bölümünde 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması’na atıfta bulunan Dervişoğlu, dönemin siyasi gelişmeleriyle bugünkü süreci karşılaştırdı.
Dervişoğlu, “Tarih, çoğunluğun o gün yaptığı alkışları değil, hakikatin yanında duranların sesini yazdı.” dedi.
Konuşmasını, “Biz şu an siyaset yapmıyoruz. Bizim yaptığımız, namusumuz üzerine ettiğimiz yemine sadakattir.” sözleriyle sürdüren Dervişoğlu, “Oy çoğunluğun, hüküm tarihin, son söz de büyük Türk milletinindir!” ifadeleriyle konuşmasını tamamladı.
Hibya Haber Ajansı
